Eğitimin Yeni Dinamiği: Eğitim Girişimciliği

Toplumsal değişim süreci içinde eğitim hep en önemli yerde oldu. Bununla birlikte çağlar değiştikçe roller de değişti. Tarım toplumunda ailenin görevi olan temel eğitim, sanayi toplumu ile birlikte devlete yöneldi. Orta ve yüksek öğrenim ise hep devletin göreviydi.

Bilgi çağında ise yeni bir süreç yaşanıyor. Eğitimde öncülük rolü eğitim girişimcilerine geçiyor. Hem temel hem de yüksek öğrenimde eğitim girişimcilerinin inovatif yaklaşımları ön plana çıkıyor. Eğitim girişimciliğini geleneksel özel okul yatırımcılığından ayırmak gerekiyor. Bu yeni eğitim anlayışı “Aynı eğitimi daha kaliteli sunalım” “öğretmen başına daha az öğrenci sayısına ulaşalım” veya “daha iyi dekore edilmiş bir okul binasında eğitim verelim” kaygılarının ötesine geçiyor.

Benim de memnuniyetle aralarında olduğum eğitim girişimcileri “geliştiren, yenileştiren ve rekabeti artıran” modern bir yatırımcı olarak sektörde yerini aldı. Küresel örnekleri araştırmak, teknolojiyi, bilimi, sanatı eğitime entegre etmek ve bireysel bir anlayış içeren modeller geliştirmek sektörün yeni dinamikleri. Bu dinamikler, Endüstri 4.0 Çağına girerken koşulların da zorlaması ile ortaya çıktı.

Yaşamakta olduğumuz Endüstri 4.0 devriminin sadece bir kuşak içinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bugün okula başlayan öğrenciler, üniversiteden mezun olduklarında tam anlamıyla dijitalleşmiş, yapay zeka ve robotik gibi teknolojilerin hakim olduğu bir iş dünyasına adımlarını atacaklar. Birtakım yeni meslekler ortaya çıkacak. Bu süreç bir adaptasyon sürecinin ötesinde, bir yaratım süreci olacak. Gençler sadece yeni girişimleri değil yeni meslekleri ve uzmanlıkları da yaratacaklar. Yaratıcı girişimcilik becerileri ön plana çıkacak.

Bu yeni dönemin gerektirdiği yeni becerileri edinmek yolunda eğitim girişimcilerinin dikkate aldığı önemli bir husus var: Her öğrenci farklı şekilde öğreniyor ve kendini farklı şekilde geliştiriyor. Yeni eğitim modelleri ortak ve dinamik rollere kaynaklık ediyor. Örneğin “öğretmenler yoğun meslek içi eğitim ve atölye programları ile öğrenci rolünde” ve “öğrenciler akran eğitimi ile bildiklerini yaşıtlarına aktararak öğretmen rolünde” yer alabiliyor.

Ben de bir eğitim girişimcisi olarak Teknoloji ve İnsan Kolejleri’nde (Tink) bu esaslarla yenilikçi bir eğitim anlayışını savunuyorum. Tink’de yeni döneme uyum sağlamak üzere akademik başarıların ötesinde; projeler, uygulamalı eğitim süreçleri, akran eğitimleri ile kapsamlı bir model uyguluyoruz. İlk bir yıl sonunda öğrencilerimizin geldiği nokta bize şunu gösterdi: öğrencilerimiz Tink’te sadece sınavlar ve okul için değil, profesyonel hayatlarında, kariyerlerinde de kendilerini en üst seviyeye taşıyacak yetkinlikler geliştirdiler.

Bu anlamda eğitim girişimciliği Türkiye’de eğitim için önemli bir fırsattır. Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr.Ziya Selçuk’un da bir eğitim girişimcisi olarak deneyimi önemlidir. Eğitim girişimcilerinin uyguladıkları yenilikçi modeller Milli Eğitim’de de uygulanmalı ve benimsenmelidir.

Zeynep Dereli
İstanbul Ticaret Gazetesi, 6 Ağustos 2018