Endüstri 4.0’a Sektörel Hazırlık

Endüstri 4.0 devrimi veya daha geniş bir bakış açısı ile dijitalleşme, tüm sektörleri derinden etkiliyor. Değişimin dinamiklerini fabrikalardaki robotlar ve yapay zeka sistemleri üzerinden tanıdık, bu nedenle Endüstri 4.0’ı daha çok imalat sanayisine ait bir kavram olarak gördük.

Oysa bu yeni ekonomik ve sosyal devrimi başlatan dinamikler belki imalat sanayisinden de önce hizmet sektörlerinde ortaya çıktı. Daha önce bankacılık sektörüne ilişkin dinamiklerin daha 30 yıl öncesinde görüldüğünü anlatmıştık. Bugün eğitim, turizm, perakende, müteahhitlik gibi Türkiye’nin güçlü olduğu diğer hizmet sektörlerinde de kaçınılmaz olarak bir dönüşümün yaşandığını fark etmek gerekiyor.

Bu sayıda kendi içinde olduğumuz sektörün Endüstri 4.0 ve Dijital devrime ayak uydurması için neler yapması, neleri kabullenip, neleri değiştirmeye çalışması gerektiğine bakacağız. Bu çerçevede 3 maddelik bir reçetemiz var:
1. Mesleki Yeterliliklerin Yeni Döneme Uyarlanması Her sektör, birçok farklı uzmanlık alanının ve mesleğin bileşiminden oluşuyor. Yeni dönemde sektörü en çok etkileyecek olgu ise sektörün ekonomik değer zincirine giren mesleklerde yaşanacak dönüşümü fark etmek, yönetmek ve mesleki eğitim çerçevesinin buna göre düzenlemek. Sonuç olarak yarının ihtiyaçlarına uygun bir akademik ve mesleki eğitim çerçevesi belirlemek.
Örneğin otomotiv sektöründe elektrikli araçların yaygınlaşması ile “elektrikli motorlar ve aktarım sistemleri” konusunda uzman bakım ve imalat personeli ihtiyacı ortaya çıkacak. (Hatta çıkmaya başladı.) Belki de beyaz eşya sektöründe elektrikli motorlar konusunda uzmanlaşmış personel otomotiv sektörüne kayacak. Bu noktada otomotiv sektörünün sorması gereken sorular şunlar: Gelecekte kaç elektrik motoru ustasına ihtiyacım olacak, bunların eğitimi için yeterli meslek okullarına sahip miyiz? Mesleki yeterliliklere ilişkin çerçeve oluşturuldu mu?
2. Yasal Mevzuatının Yeni Döneme Adapte Edilmesi Sektörel düzenlemeleri yayınlayan kurumların dönüşümün önünden gitmesini, henüz var olmayan teknolojilere ve hizmetlere uyumlu bir düzenleme çerçevesi oluşturmasını beklemek anlamsız. Ancak bu durum uyumlaştırmanın hızla gerçekleştirilmesine engel değil. Aksi takdirde turizm sektöründe örneğini gördüğümüz bir kördüğüm ile karşılaşmamız olası. Sektörün Turizm 4.0’ı tartıştığı Türkiye’de; booking.com, airbnb ve Uber gibi turizm teknolojisinin merkezinde yer alan sistemler ciddi yasal engellerle karşı karşıya. Böyle bir ortamda sektörleri dönüştürecek yerli iş modellerinin geliştirilmesini beklemek de anlamsız.

Yasal düzenlemelerin sektörel oyuncuların çıkarlarını da koruduğunu ve teknoloji ile uyumlu hale getirilmesinin biraz da bu yüzden zor olduğunu, hassas dengelere dayandığın biliyoruz. Ancak ekonomi tarihinin açıkça gösterdiği bir gerçek var. Hiçbir sektörün teknolojik değişime direnmesi, kendini düzenlemeler ile koruma altına alması mümkün değil. Bu noktada yapılması gereken, demokratik katılım süreçlerini devreye sokarak sadece mevcut sektörel aktörlerin değil tüketicilerin ve kamuoyunun da görüşleri çerçevesinde düzenleme taslakları geliştirmek ve bu taslakları bilimsel etki analizleri ile teknoloji ile ilişkisi açısından değerlendirmek.
3. Rekabeti Sektörün Ötesine Taşınması Dikkatinize sunmak istediğim son dinamik ise sektör dışından gelen rekabet. Dijitalleşme farklı sektörlerin çalışma biçimlerini birbirine yaklaştırıyor. Teknoloji paydasında birleştiriyor. Yıllar önce perakende sektörünün bir oyuncusu olan Boyner Grup’un çıkardığı “Advantage Card’ın” bankacılık sektöründeki kredi kartı ürününü tamamen dönüştürmesi önemli bir örnek. Bugün otomotiv sektörünün en çok ilgi duyduğu etkinliğin bir elektronik fuarı olan CES olması da ayrı bir gösterge. Diğer bir örnek ise Çin’den: Çin’de bankacılık sektöründeki büyümeyi, Alibaba ve Tencent’in iştiraki bir fintech şirketi olan Ant Financial sırtlıyor. İş ortaklarımızdan başlayarak tüm pazarları izlememiz ve önceden önlemler almamız aslında pratikte mümkün değil. Bu çerçevede yapmamız gereken sektörel dönüşümü izleyen ve aksiyon alan değil başlatan firmalar ve ülkeler arasına girmek. Diğer taraftan büyüme planlarımızı yaparken yeni sektörleri de hedeflemek ve yatay büyüme imkanlarını ön plana çıkarmak.