Yenmemiz Gereken Mitler, Bozmamız Gereken İstatistikler Var

Yeni sanayi devriminin sunduğu farklı perspektif ile kadınlar avantajlı hale geçecek ve önlerinde geniş bir fırsat penceresi açılacak. Sanayi devrimi, kadınların üretime katılımda güçlerini kaybettikleri bir dönem oldu. Özellikle 1. ve 2. kuşak üretim, çok kötü çalışma koşullarına sahip fabrikalarda ve büyük oranda kas gücüyle yapılıyordu. Tarım toplumunda, üretimin tam merkezinde yer alan biz kadınlar, sanayi çağında ekonomik gücümüzü bu kas gücü miti yüzünden önemli ölçüde kaybettik. Bu durum dünya ekonomisini de dengesiz ve eşitliksiz hale getirdi. Zamanla büyük bir savaş verdik, kas gücü mitini büyük oranda yenmeyi başardık ve bu uçurumun seviyesini her geçen gün düşüyoruz.

Yeni sanayi devrimi ise başlangıç noktasında farklı bir perspektif ve büyük bir umut sunuyor. Bu yeni çağda, işe alımdan itibaren kariyer basamakları ve girişimcilik ruhu; yaratıcılığa, çeşitliliğe ve bilgiye dayanıyor. Açıkça avantajlı olduğumuz bu yeni dönemde kadınların önünde geniş bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsat penceresinin açılması da tabii ki kolay olmayacak, çünkü yine yenmemiz gereken mitler, bozmamız gereken istatistikler var.

Bu mitlerden ilki “kadınların matematiksel yetkinlikleri” ile ilgiliydi. Bunu yendik, Dünya Ekonomi Formu Küresel Cinsiyet Açığı endeksi kadınların iş hayatında matematiksel yetkinliğinin erkeklerden bir farkı olmadığını açıkça ortaya kondu.
Bir diğeri eğitim konusundaydı, bunu da yendik. Bugün dünya verilerine baktığımızda erkeklerden daha fazla lisans, yüksek lisans ve doktora derecesine sahip olduğumuzu görüyoruz. Ayrıca yine küresel rakamlara göre kadınların erkeklerden yüzde 30 daha fazla üniversitelere kabul aldığını görüyoruz. Çünkü bizler üniversitelerin aradığı yetenek ve becerilere sahibiz. Ayrıca kendimizi eğitime erkeklerden daha çok verdiğimiz için, yeni fikir ve araştırmalara daha açık olabiliyoruz.

Eğitim konusunda yenmemiz gereken bir mit daha var: Kadınların STEM alanındaki eğitime yönelimi. Aslında dünyada bu alandaki fark gittikçe azalıyor. Küresel rakamlara baktığımızda bilişim ve iletişim teknolojileri eğitiminde kadınların oranı yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ülkemizde de genç kızlarımızı teknoloji eğitimi veren liselere ve mühendislik fakültelerine doğru cesaretlendirmek için daha fazla çaba göstermeliyiz.

Bu mitleri yendikten sonra iş istatistikleri düzeltmeye geliyor: Kadınların teknoloji şirketlerindeki payını artırmak ve teknoloji alanındaki kadın girişimciliğini geliştirmek için yapmamız gerekenler var. Her seviyede bunu yapmak zorundayız.

Bir tarafta üretimde kadın emeği var. Bugün kadınlar ince el emeğine dayalı üretimde önemli bir paya sahibiler. Yeni sanayi devriminde bu durumun kadınların işe girme oranını düşüreceği kaygısı hakim. Otomasyonun gelişmesi ile birlikte erkeklerin her bir iş kaybına karşılık kadınların beş iş kaybı yaşayabileceklerinden korkuluyor.

Diğer tarafta ise kadın CEO’lar yer alıyor. Dünya Ekonomik Forumu Sektörel Cinsiyet Açığı 2017 Raporu verilerine göre, bilişim ve iletişim sektörlerinde işe giren kadınların oranı yüzde 32, ancak CEO seviyesindeki kadınların oranı sadece yüzde 5. Bu da düzeltmemiz gereken başka bir istatistik. Mitleri yendik, yeniyoruz, bu istatistikleri ve olumsuz öngörüleri de yeneceğiz.